
Yeme Bozuklukları: Anlamak İçin En İyi Psikoloji Rehberi
Aralık 8, 2025Hayatın Kaçınılmaz Gerçeği Olarak Travma
Hayat, en beklenmedik anlarda karşımıza çıkan zorluklarla doludur. Bazen bu zorluklar, derin ve kalıcı izler bırakan psikolojik travma olarak dönüşebilir. Bir kaza, kayıp, doğal afet, ilişki istismarı veya çocuklukta yaşanan ihmal… Her biri, kişinin dünyayı algılama biçimini kökten değiştirebilir. Ancak unutmamalıyız ki, travma sadece bir başlangıç noktasıdır; asıl hikaye, iyileşme ve psikolojik dayanıklılığı geliştirme yolculuğunda gizlidir.
Bu rehberde, Klinik Psikolog Asuman Oğlakçıoğlu’nun uzmanlığı ışığında, travmanın etkilerini anlamayı, geçmişin zincirlerinden kurtulmayı ve daha güçlü, daha bilinçli bir benlik inşa etmeyi öğreneceğiz. Eğer siz de “travma sonrası etkilerle nasıl baş edilir?” veya “psikolojik sağlamlık nedir?” gibi soruların yanıtını arıyorsanız, doğru yerdesiniz.
Travmanın Psikolojik Boyutunu Anlamak
Travma, sadece olayı yaşamak değildir; beynin o olayı işleyiş biçimidir.
Travma Nedir ve Neden Kalıcı Etkiler Bırakır?
Travma, kişinin başa çıkma kapasitesini aşan, yoğun stres yaratan ve kişinin güvenliğini tehdit eden olaylara verilen doğal bir tepkidir. Bu tür olaylar yaşandığında, beynimizin alarm sistemi olan amigdala aşırı aktif hale gelir ve savaş, kaç ya da don tepkilerini tetikler.
Bu durumun kalıcı etkileri, olayın bitiminden çok sonra bile devam eden kronik stres (travma sonrası stres bozukluğu – TSSB) şeklinde kendini gösterebilir.
- İstenmeyen Anılar: Geçmiş olayın aniden şimdiki ana sıçraması.
- Aşırı Uyarılmışlık: Sürekli tetikte olma, uyku sorunları ve kolay irkilme.
- Duygusal Küntleşme: Duyguları hissedememe, ilişkilerden kopma.
Geçmişin Gölgesinde Kalma ve Erken Dönem Travma İzleri
Özellikle çocukluk döneminde yaşanan gelişimsel travmalar (ihmal, duygusal veya fiziksel istismar), bir bireyin temel güven duygusunu ve bağlanma stilini derinden etkiler. Erken dönem travmaların iyileşmesi, kişinin şimdiki ilişkilerinde ve benlik algısında köklü değişimleri gerektirir.
Psikolojik Dayanıklılığı Geliştirmenin Temelleri
Psikolojik dayanıklılık (rezilyans), zorluklar karşısında esnek kalabilme, adapte olabilme ve hatta bu deneyimlerden güçlenerek çıkabilme yeteneğidir. Bu, doğuştan gelen bir özellikten ziyade, geliştirilebilir bir beceridir.
Farkındalık ve Kabullenme
İyileşmenin ilk adımı, yaşanan travmayı ve onun şimdiki hayattaki etkilerini yargılamadan fark etmek ve kabullenmektir.
Uzman Görüşü: Klinik Psikolog Asuman Oğlakçıoğlu, “İyileşme, travmanın yaşanmadığını inkar etmek değil, yaşananları kabul edip omuzlarımızdaki yükü hafifletmeyi öğrenmekle başlar. Kabullenme, teslimiyet değil, güçlenmedir,” diyor.
Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) pratikleri, bireyin sürekli geçmişte ya da gelecekte kaybolan zihnini şimdiki ana getirmesine yardımcı olur, böylece tepkisel davranmak yerine bilinçli seçimler yapabilir.
Güvenli Bağlanma ve Destek Ağı Oluşturma
İnsan beyni, güvenli ilişkiler içinde iyileşme eğilimindedir. Travmanın yarattığı izolasyonu kırmak, hayati önem taşır.
- Profesyonel Destek: Travma odaklı terapi yöntemleri (EMDR, Şema Terapi, Somatik Deneyimleme) ile çalışan bir uzmandan destek almak.
- Sosyal Destek: Güvenebileceğiniz, yargılamadan dinleyen aile, arkadaş veya destek gruplarıyla bağ kurmak.
Vücut ve Zihin Arasındaki Köprüyü Kurmak (Somatik Yaklaşım)
Travma sadece zihinde yaşanmaz; vücudun hafızasına da kaydedilir. Gergin kaslar, kronik ağrılar veya sindirim sorunları, işlenmemiş travmanın fiziksel yansımaları olabilir.
Somatik Deneyimleme gibi yaklaşımlar, bedenin verdiği tepkilere odaklanarak donma tepkisini çözmeye ve bedene güvenli bir şekilde deşarj olmayı öğretmeye yardımcı olur. Nefes egzersizleri ve hafif fiziksel aktiviteler bu süreçte önemlidir.
Travma Etkilerini Hafifletme Yöntemleri ve Teknikleri
Psikolojik sağlamlığı artırmak için kullanılabilecek bilimsel temelli birçok yöntem mevcuttur.
Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi (TO-BDT)
TO-BDT, travmatik olayla ilgili çarpıtılmış düşünce kalıplarını (örn. “Bu benim hatamdı,” veya “Dünya tehlikeli bir yerdir”) tanımlamaya ve daha gerçekçi, uyumlu düşüncelerle değiştirmeye odaklanır. Bu, olayları yeni bir perspektiften görmeyi sağlar.
Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR)
EMDR Terapisi, travmatik anıların beyinde işlenmemiş şekilde kalmasından kaynaklanan duygusal sıkıntıyı azaltmaya yarayan etkili bir yöntemdir. Çift yönlü uyaranlar (genellikle göz hareketleri) kullanılarak, beynin anıları adaptif bir şekilde işlemesi ve depolaması sağlanır.
Şefkat Odaklı Çalışmalar
Travma genellikle yoğun bir öz-eleştiri ve suçluluk duygusuyla ilişkilidir. Öz-şefkat, bireyin acı çektiği anlarda kendisine bir arkadaşına göstereceği türden nazik, anlayışlı ve yargılayıcı olmayan bir tutum sergilemesini içerir. Bu, iyileşme sürecinde benlik saygısının yeniden inşası için hayati önem taşır.
İyileşme Bir Varış Noktası Değil, Bir Yolculuktur
Travma ve iyileşme yolculuğu, kısa bir sprint değil, bazen zorlu, bazen aydınlık bir maratondur. Geçmişin etkilerini tamamen silmek mümkün olmasa da, onların şimdiki hayatınız üzerindeki gücünü azaltmak ve onlardan ders alarak büyümek kesinlikle mümkündür.
Unutmayın, travma sonrası yaşadığınız tepkiler sizin zayıflığınızı değil, insan oluşunuzu gösterir. Psikolojik dayanıklılık, bu tepkilere rağmen yola devam etme cesaretidir.
Klinik Psikolog Asuman Oğlakçıoğlu olarak, bu yolculukta yalnız olmadığınızı ve profesyonel destekle geçmişin izlerini hafifletme gücüne sahip olduğunuzu bilmenizi isteriz.
Kendinize karşı nazik olun. İyileşme hakkınızdır.
❓ Okuyucularımıza Soru: Psikolojik dayanıklılığınızı artırmak için attığınız en küçük adım ne oldu? Yorumlarda paylaşarak diğer okuyuculara ilham verebilirsiniz.


